Category: SBTYayın

0 comments

SPOR BİLİMLERİ’NDE 2020 YILININ EN BAŞARILI ÜNİVERSİTELERİ

SBT® olarak Spor Bilimleri alanında geçtiğimiz yılların en başarılı üniversitelerini sizler için derlemiştik. 2020 yılında da küresel pandemi ile geçen bir yıla rağmen; dünya, Spor Bilimleri alanında ilerlemeye ve üretmeye devam ediyor !

Shanhai Ranking sistemiyle yapılan “Global Ranking of Sport Science Schools and Departments 2020” sıralamasına göre 2020 yılının ‘en iyi’ leri de belli oldu. 429 üniversiteden spor bilimleriyle ilişkili 485 bölümün çalışmaya dahil edildiği sıralamada, 2015-2019 yılları arasında üniversitelerin yapmış olduğu çalışmalar baz alındı.

Aday üniversitelerin seçiminde 2 ana kriter üzerinde durulurken, sıralama kriterleri ise 3 ana başlıkta incelendi. Araştırma çıktısı, araştırma kalitesi ve  uluslararası işbirliğinin ön plana çıktığı çalışmada; ilk 100’e Avrupa’dan 44, Amerika’dan 32, Asya’dan 22 ve Afrika’dan 2 üniversite sıralamaya girdi.

İşte ilk 50’den başlayarak Spor Bilimleri’nin en iyileri !


World RankUnitTotal ScoreScore on  PUB
50University of Extremadura Faculty of Sport Science44.015.8
49University of Illinois at Chicago Department of Kinesiology and Nutrition44.124.6
48Maastricht University Department of Human Movement Science44.212.5
47University of Cape Town Division of Exercise Science and Sports Medicine44.328.4
45University College Dublin Institute of Sport and Health44.533.5
45University of Groningen Department of Human Movement Science
Department of Sports Medicine
44.540.6
44University of Michigan-Ann Arbor School of Kinesiology45.039.6
43University of Porto Faculty of Sport45.151.3
41University of South Australia Alliance for Research in Exercise, Nutrition and Activity (ARENA)45.331.7
41University of Toronto Faculty of Kinesiology and Physical Education45.346.6
40Norwegian University of Science and Technology – NTNU Department of Neuromedicine and Movement Science
K.G. Jebsen Center for Exercise in Medicine
45.534.4
39AUT University School of Sport and Recreation45.629.5
38University of North Carolina at Chapel Hill Center for Human Movement Science
Department of Exercise and Sport Science
46.044.9
37Laval University Department of Kinesiology46.315.4
36La Trobe University Department of Rehabilitation, Nutrition and Sport
La Trobe Sport and Exercise Medicine Research Centre
46.646.5
35McMaster University Department of Kinesiology47.034.3
34Technical University of Munich Department of Orthopaedic and Sports Medicine
Department of Sport and Health Sciences
47.453.8
33Simon Fraser University Department of Biomedical Physiology and Kinesiology47.928.2
32Queen’s University School of Kinesiology and Health Studies48.731.0
30Queensland University of Technology School of Exercise and Nutrition Science
School of Human Movement Studies
50.031.5
30University of Waterloo Department of Kinesiology50.046.9
29University of Granada Faculty of Sports Sciences50.352.7
27KU Leuven Faculty of Kinesiology and Rehabilitation Sciences50.842.6
27University of Alberta Faculty of Kinesiology, Sport, and Recreation50.847.3
25The University of Newcastle, Australia Applied Sports Science and Exercise Testing Laboratory
The Priority Research Centre for Physical Activity and Nutrition
50.937.3
25The University of Western Australia School of Sport Science, Exercise and Health50.938.4
24Curtin University School of Physiotherapy and Exercise Science52.059.2
23Edith Cowan University School of Exercise and Health Sciences52.935.3
22Australian Catholic University School of Exercise Science53.126.2
21York University School of Kinesiology and Health Science56.045.7
20University of Florida Department of Applied Physiology and Kinesiology
Department of Tourism,Recreation and Sport Management
56.142.4
19University of Sao Paulo School of Physical Education and Sport56.564.8
18University of Illinois at Urbana-Champaign Department of Kinesiology and Community Health
Department of Recreation,Sport and Toursim
57.766.8
17German Sport University Cologne German Sport University Cologne60.589.7
15Ghent University Department of Movement and Sport Science61.146.3
15University of Birmingham School of Sport, Exercise and Rehabilitation Sciences61.157.0
14University of British Columbia Allan Mcgavin Sports Medical Center
School of Health and Exercise Science
School of Kinesiology
61.274.8
13University of South Carolina – Columbia Department of Exercise Science
Department of Hospitality, Retail and Sport Management
Department of Physical Education and Athletic Training
62.849.5
12Liverpool John Moores University School of Sport and Exercise Sciences65.863.7
11The University of Calgary Faculty of Kinesiology69.768.3
9University of Jyvaskyla Faculty of Sport and Health Sciences69.872.7
9Victoria University College of Sport and Exercise Science
Institute for Health and Sport (IHES)
69.880.5
8Vrije Universiteit Amsterdam Faculty of Behavioural and Movement Sciences70.096.4
7University of Southern Denmark Department of Sports Science and Clinical Biomechanics70.468.3
6The University of Queensland School of Human Movement and Nutrition Sciences76.275.1

Puantajda Nitelik Ön Planda

Araştırma çıktısı , araştırma kalitesi ve uluslararası işbirliği kriterlerinin göz önünde bulundurulduğu araştırmada; maalesef ki yine Türkiye’den herhangi bir üniversite ilk 300 arasına girmedi.

İŞTE EN İYİ SPOR BİLİMLERİ’NİN İLK 5’İ:

  1. University of Copenhagen Department of Nutrition, Exercise and Sports
    Institute of Sports Medicine

2. Norwegian School of Sport Sciences Norwegian School of Sport Sciences

3. Deakin University School of Exercise and Nutrition Sciences
Department of Physical Activity and Health


4. University of Verona Faculty of Exercise and Sport Science
Sport, Mountains, and Health Research Center


5. Loughborough University School of Sport, Exercise and Health Sciences


Araştırmanın tamamı için:

0 comments

Sporcu içecekleri egzersiz öncesinde, esnasında ve sonrasında kullanılabilen bileşiminde sıvı, karbonhidrat ve elektrolitler bulunan solüsyonlardır. Sporcu içecekleri temel olarak üç amaçla kullanılır. Bunlar egzersiz esnasında sıvı kaybının engellenmesi, enerji kaynağı olarak karbonhidrat desteği sağlanması ve terleme yoluyla kaybedilen elektrolitlerin yerine konmasıdır. Piyasada satılan tüm sporcu içeceklerinin içeriği ve yoğunluğu bu amaçlara yönelik ayarlanmaktadır.(6)

İlk sporcu içeceğinin üretimi 1965 yılında sıcak havada müsabakaya çıkan futbolcuların performansının neden azaldığının sorgulanmasıyla başlamıştır. Araştırmacılar sporcuların sıvı ve elektrolit kaybettiğini düşünmüşler ve ilk karbonhidrat elektrolit içerikli sporcu içeceğini geliştirmişlerdir.(7) Günümüzde ise sporcu içecekleri birçok sporcu tarafından yaygın olarak tüketilmektedir. Örneğin, Türkiye’de elit sporcular üzerinde yapılan bir çalışma sporcuların antrenman ve müsabaka esnasında sudan sonra en yaygın olarak sporcu içeceklerini tüketmeyi tercih ettiklerini göstermiştir (Su içme oranı: %41.3, Sporcu içeceği içme oranı %18.6).(8) Amerika Birleşik Devletleri verileri incelendiğinde ise sporcu içeceklerinin tüketim miktarının her yıl arttığı ve pazar payının 2005 yılında 200 milyon dolarken 2020 yılında 1 milyar 200 milyon dolara ulaştığı görülmektedir.(7) 

Egzersiz esnasında ihtiyaç duyulan enerjinin hemen hemen tamamı karbonhidrat ve yağlardan sağlanmaktadır.(9) İnsan vücudunda enerji ihtiyacını günlerce aralıksız karşılayabilecek kadar yağ deposu bulunmasına karşın karbonhidrat depoları oldukça sınırlıdır ve sadece birkaç saatlik egzersizle bile tükenebilmektedir. Egzersiz esnasında karbonhidrat depolarının tükenmesi ile yorgunluk artmakta ve spor performansı düşmektedir. Bu yüzden sporcuların egzersiz öncesi, esnası ve sonrasında karbonhidrat kaynağı besinler tüketmeleri önerilmektedir.(10) 

Sporcuların egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında ihtiyaç duydukları karbonhidrat miktarı Tablo 1’de gösterilmiştir. Buna göre sporculara egzersizden 1-4 saat kadar önce vücut ağırlığının her bir kilogramı için 1-4 gram karbonhidrat alımı önerilmektedir. 45 dakikaya kadar süren egzersizler için karbonhidrat alımına gerek duyulmazken, 1-2.5 saat süren egzersizlerde egzersiz esnasında saatte 30-60 gram karbonhidrat alımı, 2.5 saat üzeri egzersizlerde saatte 90 grama kadar karbonhidrat alımı önerilmektedir. Ayrıca egzersiz sonrasında ilk 4 saat içinde vücut ağırlığının her bir kilogramı için 1.0-1.2 gram karbonhidrat alımı yapılmasının boşalan glikojen depolarının hızlıca dolması açısından gerekli olduğu vurgulanmıştır.(10) 

Karbonhidratlara ek olarak egzersiz esnasında vücutta sıvı ve elektrolit kaybı da oluşmaktadır. Egzersiz sırasında terleme yoluyla sodyum kaybının artmasının hiponatremi oluşturarak performansı düşürdüğü ve kas kramplarını tetiklediği rapor edilmiştir. Terlemeye bağlı olarak vücut ağırlığının %2 ve üzeri düşmesinin ise aerobik kapasiteyi, mental ve bilişsel fonksiyonları olumsuz etkilediği bulunmuştur.(11) Bu nedenle sporculara egzersiz esnasında karbonhidrat, sıvı ve elektrolit içeren içecekler önerilmektedir ancak karbonhidratların enerji kaynağı olarak kullanılabilirliğinin sınırlı olması, karbonhidrat veya elektrolit içeriği yüksek olan besinlerin egzersiz esnasında gastrointestinal problemler yaratması nedeniyle sporculara en uygun performansın sağlanması için %6-8 konsantrasyonda karbonhidrat, 500-700 mg/litre sodyum ve 800-2000 mg/litre potasyum içeren sporcu içeceklerini önerilmektedir. Bu aralıklardaki solüsyonların intestinal sistemden karbonhidrat emilimini en yüksek seviyede tuttuğu, yeterli enerji desteği sağladığı ve gastrik boşalma için ideal koşullar yarattığı belirtilmiştir.(11,12) 

Egzersiz türlerine göre sporcu içeceklerinin spor performansına etkisini değerlendiren bir çalışmada, kısa süreli yoğun egzersizler için egzersiz öncesinde ve esnasında sporcu içeceklerinin iyi bir destek olabileceği, uzun ve aralıklı egzersizler için sporcu içeceklerinin yüksek derecede etkili olduğu belirtilmiştir. Ayrıca uzun süreli dayanıklılık egzersizlerinde hem karbonhidrat depolarının boşalmasının hem de sıvı elektrolit kaybının engellenmesi için düşük karbonhidrat içeren içeceklerin performansa katkı sağlayabileceği vurgulanmıştır.(6) Brink-elfagoun ve ark. tarafından yapılan bir araştırmada ise sporcu içeceğinin plaseboya göre fiziksel performansı anlamlı derecede arttırdığı ve güç düşüşlerinde azalma sağladığı gösterilmiştir.(13)

Sporcu içeceklerinin spor performansı üzerine etkisi oldukça değerlidir fakat sağlığı olumsuz yönde etkileyebileceğini gösteren çalışmalar da mevcuttur. Yaşları 9-16 arasında değişen 7549 adölesan üzerinde yapılan bir çalışmada bireylerin günde kaç porsiyon sporcu içeceği içtikleri tespit edilmiştir. 3 yıllık takip sonrasında günde tüketilen sporcu içeceği miktarı bir porsiyon arttıkça adölesanların Beden Kütle İndeksi (BKİ) erkeklerde 0.30, kızlarda 0.33 birim arttığı saptanmıştır. Dolayısıyla sporcu içecekleri ve obezite arasında ilişki olduğu vurgulanmıştır.(14) 11-14 yaş arasındaki çocuklarda yapılan başka bir araştırmada ise sporcu ve enerji içeceği tüketen bireylerde dişte erozyon oluşumunun daha fazla olduğu görülmüştür. Bu etkinin her iki içeceğinde Ph’sının 3-4 arasında olmasının etkili olduğu belirtilmiştir.(15) 

ENERJİ İÇECEKLERİ 

İlk enerji içeceği olan Lipovitan D 1960 yılında Japonya’da piyasaya sürülmüştür. 1987 yılında Avusturya’da taurin içeren enerji içeceğinin satışa sunulmasıyla enerji içecekleri Avrupa pazarına girmiştir. 1997 yılında ise Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk satışlar başlamış ve enerji içecekleri pazarı hızla büyümüştür. 2002 ile 2006 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki enerji içecekleri satışı yılda %55 artmış, 2008 yılından 2012 yılına kadar ise enerji içecekleri pazarı %60 büyüyerek 12.5 milyar doların üstüne çıkmıştır.(16,17) Enerji içecekleri dünya genelinde hem sporcuların hem de normal bireylerin yaygın olarak tükettiği bir içecektir. Türkiye’de üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir çalışmada öğrencilerin %55’inin enerji içeceği tükettiği, %18’inin ise günde en az 250 ml enerji içeceği içtiği gösterilmiştir.(18) Amerika’da 692 öğrenci (487 normal, 205 sporcu) üzerinde yapılan bir çalışmada spor yapan öğrencilerin %28.3’ünün, spor yapmayan öğrencilerin ise %38.9’unun son bir ay içinde en az 1 defa enerji içeceği içtiği saptanmıştır.(19) Avrupa Birliği ülkelerini kapsayan geniş çaplı bir çalışmada ise enerji içeceği içme oranı yetişkin bireylerde %30, adölesanlarda (10-18 yaş arası) %68, çocuklarda (10 yaş altı) %18 olarak bulunmuştur.(20) 

Enerji içeceklerine bilimsel olarak verilen standart bir isim olmamakla birlikte stimüle edici, performans arttırıcı ve enerji verici alkol içermeyen içecek olarak tanımlamak mümkündür. Enerji içecekleri içerisinde temel olarak karbonhidrat ve kafein bulunmaktadır. Buna ek olarak taurin, riboflavin, piridoksin ve diğer B vitaminleri eklenebilmektedir.(17) Enerji içecekleri içerisinde %11-12 aralığında karbonhidrat bulunmaktadır ve egzersiz esnasında %10 ve üzeri karbonhidrat içeren içeceklerin tüketilmesinin gastrik boşalmayı geciktirdiği ve gastrointestinal problemler oluşturduğu gösterilmiştir.(21,22) 

Enerji içecekleri içerisindeki kafein sporcular açısından değerlendirildiğinde performansı arttırması nedeniyle ergojenik yardım olarak kullanılan bir bileşiktir. Kafein alımının sporcularda endorfin salınımı arttırıp dikkat ve konsantrasyonu arttırarak, merkezi sinir sisteminde adenozin reseptör antogonisti olarak görev alıp yorgunluk hissinin oluşmasını geciktirerek ve serbest yağ asidi oksidasyonunu arttırıp karbonhidrat depolarının boşalmasını geciktirmesinden dolayı performansı arttırdığı bildirilmiştir.(23,24) Kafein yüklemesi ile ilgili yapılan çalışmaların özetlendiği bir çalışmada kafein yüklemesinin dayanıklılık türü egzersiz yapan sporcuların performansını ortalama %3.2 oranında arttırdığı belirlenmiştir. Dolayısıyla sporcularda egzersiz öncesinde 3-6 mg/kg kafein yüklemesi yapılmasının performansı arttıracağı belirtilmektedir.(25) Marriot ve ark. tarafından yapılan bir çalışmada takım sporcularına testten 70 dakika önce 6 mg/kg kafein tükettirilmiş ve Yo-Yo aralıklı toparlanma koşu testi 2 (Yo-Yo IR2) uygulanmıştır.(26) Sonuç olarak sporcuların kafein tüketimi sonrası Yo- Yo IR2 koşu performanslarında %14’lük artış (plasebo: 480 ± 113 m, kafein: 540 ± 138 m) olduğu görülmüştür. Türkiye’de profesyonel futbolcular üzerinde yapılan bir çalışmada ise testlerden 1 saat önce 6 mg/kg kafein tüketimi sonrası plaseboya kıyasla kafein tüketimi sonrasında topu vücutla oynama, uzun pas, kısa pas, duran topa şut, hareketli topa şut, kafa vuruşu, hoff, sprint ve sürat dripling testleri performanslarında artış gözlemlenmiştir (p<0,05).(27) Kafeinin tüketim sonrası pik seviye ulaşma süresi 30-120 dakika arasında olduğu belirtilmiştir ancak spor performansı açısından en uygun kafein alım zamanının ne olduğu tam bilinmemektedir.(28) Kara ve ark. yaptığı bir çalışmada testten 60 ve 120 dk önce 6 mg/kg kafein tüketiminin sürat, çeviklik ve yatay-dikey sıçrama performansı üzerine etkileri karşılaştırılmış ve testten 60 ve 120 dk önce kafein tüketiminin performans üzerinde benzer etkiler oluşturduğu saptanmıştır.(29) Kafein alımının spor performansı üzerine olumlu etkileri gösterilmiş olmasına karşın enerji içecekleriyle ve kafein alımıyla ilgili birçok risk faktörü bulunmaktadır.

Dünya piyasasındaki enerji içecekleri incelendiğinde 1 kutu enerji içeceği içerisindeki kafein miktarının 50 ile 505 mg arasında değiştiği görülmektedir.

Dolayısıyla enerji içeceklerinin kafein içeriğinin oldukça geniş bir aralıkta olduğunu söylemek mümkündür.(17) Yaygın olarak tüketilen bazı içeceklerin kafein içerikleri Tablo 2’de verilmiştir. Enerji içeceklerinin kafein içeriği diğer kafein içeren içeceklerle kıyaslandığında ise 100 ml enerji içeceğinin kafein içeriği 230 mg’a kadar çıkabilirken, aynı miktarda filtre kahve 40 mg, siyah çay 20 mg, kola 10 mg kafein içermektedir.(28,30) Avrupa’daki 16 ülkede enerji içecekleriyle ilgili yapılan çalışmada enerji içeceklerinin toplam kafein alımına katkısı; çocuklarda %43, adölesanlarda %13, yetişkinlerde %8 olarak tespit edilmiştir.(31) Bununla birlikte kafeinin maksimum ergojenik etki göstermesi için önerilen düzeyin günde 3-6 mg/kg olduğu düşünüldüğünde birçok enerji içeceğinin sadece 1 kutusunun bile bir sporcunun günlük kafein ihtiyacını diğer besinlerden alınan kafein olmaksızın karşıladığını söylemek mümkündür. 

Kafein ile ilgili yapılan çalışmalar kafeinin vücutta birçok metabolik etkisi olduğunu göstermektedir. Akut olarak aşırı dozda alınan kafeinin çarpıntı, hipertansiyon, merkezi sinir sistemini uyarıcı etki, bulantı, kusma, hipokalsemi ve metabolik asidozis oluşturabileceği bilinmektedir.(32) Ayrıca yapılan çalışmalar enerji içeceği bileşiminde bulunan şeker ve kafeinin sinerjik etki göstererek Tip 2 Diyabet oluşumunu tetiklediğini, obezite riskini arttırdığı ve insülin duyarlılığını azalttığını göstermiştir.(33,34) Kafein vücuttan çekilirken de problemler yaratabilmektedir. Kafein çekiliminin en yaygın bulgusu baş ağrısı olmakla birlikte bireylerde yorgunluk, uykusuzluk, disforik mood, bilişsel performansta düşüş, kusma ve kas ağrısı görülebilmektedir. Bu bulgular kafein alımında 12-24 saat kadar sonra başlamakta, 20-51 saatte en üst seviyeye ulaşmakta ve 2 ile 9 gün boyunca görülebilmektedir.(35) 

Enerji içeceklerin yüksek kafein içeriği ve risk faktörlerinin çok olması etiketleme yönteminin önemini arttırmaktadır. Ancak dünyadaki etiketleme yöntemleri incelendiğinde ülkeler arasında oldukça farklılık olduğu görülmektedir. Avrupa birliği ülkelerinde etiketleme yöntemi olarak ‘yüksek miktarda kafein içermektedir.’ ifadesi varken Kanada’da ‘Alkolle karıştırmayın ve günde 2 kutudan fazla içmeyin.’ ifadesi kullanılmıştır.(16) Bununla birlikte İsveç’te 15 yaşından küçüklere enerji içeceği satışı yasak iken Yeni Zelanda ve Avusturya’da enerji içeceklerinin 80 mg/50 ml’den fazla kafein içermemesi gerektiği bildirilmiştir.(17) Gana’da ise enerji içeceklerinin tüketimine dair herhangi bir düzenleme bulunmamatadır.(36) Türkiye’de ise enerji içeceklerinin 150mg/L’den daha fazla kafein içermemesi, 18 yaşından küçüklere satılmaması, spor tesisi ve okullarda satışının yapılmaması yönünde yasal düzenlemeler vardır.(37) FDA 2003 yılında aldığı kararla içeceklerdeki maksimum kafein oranının %0.02 olması gerektiğini vurgulamıştır fakat yapılan çalışmalar birçok enerji içeceğinde bu orana uyulmadığını göstermiştir.(38) Ayrıca etiketlemede 12 yaş altı bireylere satılmaması, 12 yaş üstü bireylere ise her 3-4 saatlik aralıklar da 100-200 mg’lık dozların aşılmaması gerektiğinin etiketlenmesi gerektiği bildirilmiştir.(16) Etiketleme yöntemindeki farklılıklar değerlendirildiğinde sporcuların enerji içecekleri tüketirken dikkatli olması gerektiğini göstermektedir. 

SONUÇ VE ÖNERİLER 

Enerji ve sporcu içecekleri birbirinden farklı ürünler olmasına karşın çoğu zaman karıştırılabilen ürünlerdir. Sporcu içecekleri tamamen sporcuların maksimum verim alabilmesi amacıyla üretilmiş ürünlerdir ve akut dönemde sporcuya fayda sağlamaktadır. Uzun süreli sporcu içecekleri kullanımı ise obezite ve diş sağlığı açısından olumsuz bulunmuştur fakat bu risk diğer şekerli içecekler içinde geçerlidir.(39,40) Bu bilgiler doğrultusunda sporcu içeceklerinin sporcu performansını arttırmak için kullanılmasının uygun olduğunu söylemek mümkündür. Ancak sporcularda sağlığın korunması performansın arttırılması kadar önemlidir. Bu yüzden sporcu içeceklerinin aşırı tüketilmesinin yeterli ve dengeli beslenmenin önüne geçeceği bilinmeli, uygun miktarlarda tüketilmesine dikkat edilmelidir. 

Enerji içeceklerinin sporcu içeceğine oranla bir çok risk faktörünü bünyesinde barındırdığını söylemek mümkündür. Enerji içecekleri genelde enerji vererek sporcunun performansını arttıracakmış gibi bir algı vardır fakat yenilen her besin bireye enerji sağlayabilir. Burada önemli olan optimal performansın sergilenmesi için enerjinin hangi kaynaktan hangi yoğunlukta alınması gerektiğidir. Optimal performans sağlanması için %6-8’lik karbonhidrat solüsyonları önerilirken enerji içeceklerinin yoğunluk olarak bu değerin üzerindedir. Ayrıca enerji içeceği içerisinde yüksek miktarda bulunabilen kafein çok dikkatli değerlendirilmelidir. Kafein alımının dayanıklılık performansını arttırdığına dair çalışmalar mevcuttur fakat enerji içeceğine ek olarak kahve, çay, kola, kakaolu besinlerden de kafein alınmaktadır.(25,41) Dolayısıyla bir sporcuda kafein yüklemesi yapılacaksa kafeinin sağlık etkileşimleri göz önünde bulundurulmalı ve enerji içeceklerinin tek kafein kaynağı olmadığı bilinmelidir. Sporcuların enerji içeceği dışındaki diğer besinlerden de kafein alıyor olması kafein yüklemesinin spor-sağlık profesyonelleri eşliğinde besin tüketim kayıtları alınıp, değerlendirilerek yapılmasını gerektirmektedir. Böylece hem kafeinin risk faktörleri kısıtlanabilir hem de kafeinin ergojenik etkisinden yararlanılabilir. Buna ek olarak enerji içeceklerinin oldukça geniş aralıkta kafein içermesinden dolayı standart ölçüde paketlenmesi veya daha dar bir aralıkta kafein içermesi için çalışmalar yapılması daha güvenilir bir içecek haline getirilmesine yardımcı olabilecektir. 

KAYNAKLAR

Kaynaklar ve makalenin tamamına erişmek için:

0 comments

Gençler Kategorisindeki Başarımızı Neden Büyüklere ve Olimpiyatlara Taşıyamıyoruz ?
(Türkiye’deki altyapı yaklaşımlarıyla ilgili bilimsel destekli bir inceleme)

Ülkemiz genç nüfusuyla yetenek ve beceri olarak yüksek bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyel, minikler ve küçükler olarak adlandırılan kategorilerde ülkemizin başarılı olduğu gerçeği ile ortada olmasına rağmen, neden aynı başarıyı büyükler ve Olimpiyat Oyunları’nda sürdüremediğimiz konusu da cevap bulması gereken diğer bir husustur.

Bir örnek ile açıklamak gerekirse, Türkiye geçtiğimiz günlerde Buenos Aires’de gerçekleştirilen
3. Gençlik Yaz Olimpiyat Oyunlarını 11 madalya ile tamamlamıştır.Buna paralel olarak, genç sporcuların müsabakalara katıldığı Akdeniz Oyunları ve diğer gençlik müsabakalarında da bu tip başarılar tekrarlanmaktadır. Peki elimizde böylesine başarılı bir genç jenerasyon varken neden bu jenerasyonumuz Olimpiyat Oyunlarında ya da büyükler kategorisinde yapılan Dünya/Avrupa şampiyonalarında aynı başarıyı gösterememektedir ?

Türk Spor Yaklaşımı(Ekolü)

Ülkemizdeki spor ekolünü ele aldığımızda tüm branşlar için genel ve ortak bir yaklaşım bulunmaktadır. Bir çocuğun mümkün olduğu kadar o branşa erken başlaması ve erken başladığı branştan başka bir branşa kanalize olamaması genel geçer bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım literatürel olarak incelendiğinde sadece ülkemizde değil, diğer ülke ekollerinde de gözlemlenmektedir. Peki bu yaklaşım bilimsel olarak da doğru mudur ?

Bilimsel Literatür Ne Diyor ?

Gelişim kuramcısı Bloom’un eğitim bilimlerinde yaptığı çalışmayı antrenman bilimine uyarlayan Cote, sporculuk evrelerini kronolojik olarak şu şekilde ifade etmiştir:

1) Katılım Evresi (6-12 yaş)
Çocukların keyif aldıkları, eğlendikleri ve çok yönlü temel hareket becerilerini geliştirdikleri bir çevreye katılmaları yönünde cesaretlendi- rildikleri, teşvik edildikleri ve yönlendirildikleri bir evre olarak tanımlanmaktadır.

2) Özelleşme Evresi (13-15 yaş)
Çocuk ve ergenlerin daha az sayıda spor dalına yöneldikleri ve bir spor dalını daha çok benimsedikleri bir evreyi tanımamaktadır.

3) Gelişim Evresi (16 yaş ve üzeri)
Büyüyen, gelişen ve performans gelişimine yoğunlaşan sporcunun bir spor dalında veya seçtiği spor dalında yüksek performans düzeyine ulaşmada adanmışlık düzeyi sergilediği evre olarak kabul edilmektedir.

Cote’ın kronolojik olarak bu evrelerle tanımladığı elit bir sporcunun gelişim evrelerini gösteren çalışmalarına göre Katılım Evresi’nde sporcular, mümkün olduğu kadar farklı spor dallarıyla ilgilenmeli ve sporcunun çok yönlü gelişimi sağlanmalıdır.Bu durumun aksine tek bir branşta gelişimi sağlanan sporcularda erken özelleşme evresine geçiş sorunu gözlemlenmektedir. Nitekim, Law’ın yaptığı çalışmada Olimpiyat Oyunlarında yer alan cimnastikçilerin, uluslararası yarışmalarda yer alan cimnastikçilere oranla altı ile oniki yaşlar arası daha az sayıda farklı spor dallarına zaman ayırırken; diğerlerinin ise en az üç spor dalına zaman ayırdıkları gözlenmiştir. Sonuç olarak, olimpik sporcu olmaya geçişte gözlemlenen en büyük sorun, çocukluk döneminde farklı branşları deneyimlememeden yani katılım evresinden erken olarak özelleştirme evresine geçilmesinden kaynaklandığı söylenebilmektedir.

Erken Özelleşme Sorunun Yol Açtığı Durumlar

1) Potansiyel Performans Seviyesine Ulaşamama
2)
Spor Kariyerini Daha Erken Sonlandırma
3)Sakatlanma Risklerindeki Artış
4)İçsel Motivasyon Eksikliği

 

İdeal Örnekler

Güllich ve Emrich’in (2006) raporunda Alman sporcular arasında uluslararası düzeyde olanların ulusal sporculara oranla kendi sporları yanında daha çok sayıda başka sporlarla da uğraştıkları, daha geç yaşta başlayanların sayıca daha çok olduğu ve bir kısmının başka sporda başlayıp kendi sporuna sonradan geçtiği belirtilmektedir. Elit sporcularda yapılan gözlemlerden elde edilen bulgular, erken yaşlarda daha çok sayıda sporla ilgilenmenin performans yanında başka konularda da yararlı etkileri olduğunu göstermiştir.(Açıkada,Hazır,2016)

Michael Phelps

Dünya’nın en başarılı olimpik sporcularından olan ve çok sayıda olimpiyat şampiyonluğuna sahip Michael Phelps’in yüzme sporuna başlamadan önce farklı spor dallarını denediği ve yapılan bir yetenek tarafasında fizyolojik özelliklerinden dolayı yüzme sporuna yönlendirildiği gerçeği de karşımıza çıkmaktadır. Phelps, bununla birlikte hala hazırda aktif bir Golf oyuncusudur.

 

 


Usain Bolt

Diğer bir başarı öyküsünün sahibi hiç kuşkusuz ki Usain Bolt’dur. Bolt, her ne kadar kariyerine sayısız atletizim şampiyonluğu ve dünya rekoru sığdırsa da aynı zamanda profesyonel de bir futboldur. Atletizme vedası sonrası, profesyonel sözleşme imzalayarak futbol hayatına başlayan Bolt, Avustralya yayın kuruluşu News Corp Australia’ya göre milyonlarca dolar karşılında Avusturalya ligi takımı Central Coast Mariners’e transfer oldu.

 

 

İlhan Mansız

Milli futbolcumuz İlhan Mansız, futboldaki sayısız başarısı sonrasında futbol hayatını noktalayarak buz pateni branşına yöneldi. Mansız, 33 yaşında, kız arkadaşı ve partneri olan eski patenci Slovak Olga Beständigová ile çift patenci olarak, bir programında yarıştı. Yarışmayı kazandıktan sonra Mansız, hedefinin 2014 Kış Olimpiyatları‘nda Türkiye’yi temsil etmek olduğunu açıklamıştı.Sonrasında Mansız ve Beständigová, Almanya’da düzenlenen 2013 Nebelhorn Trophy‘de yarıştılar ve Olimpiyat Oyunları’ndaki çiftler kategorisine katıldılar.


Sorunun Çözümü

Görülmektedir ki ülkemizdeki geleneksel olarak tek bir branşta ısrar edilmesi durumu literatürel olarak erken özelleşme durumuna sebep olmakta ve devamında da sporcularımızın bir üst seviye olan olimpik seviyeye çıkmasını engellemektedir. Burada anahtar nokta, çocuklarımızın farklı branşları tanımasından ve bu branşları deneyimleyerek büyümesinden geçmektedir. Antrenman bilimi açısından diğer bir önemli nokta ise, gelişim sürecinde bu evrelerin takibinin ve planlamasının çok detaylı bir şekilde ele alınmasıdır. İlgili branşın antrenör gelişim seminerlerinde, bu evreler tartışmaya açılmalı ve literatür ışında her branş için anlayış birliğine varılmasına özen gösterilmelidir.

Yönetimsel anlamda ise, Gençler kategorisinden Büyükler ve Olimpik kategoriye geçişteki stratejiler, ulusal spor politikalarıyla belirlenmeli, her branş için o branşın federasyonlarının makro politikalar ortaya koymalıdır. Uzun dönem(8-12 yıllık) strateji ve planlamalar federasyon yönetimlerinden bağımsız olarak uygulamalı ve bu konu ulusal politika olarak ele alınmalıdır. Elimizdeki en kıymetli değerimiz olan çocuklarımızı “plansızlıktan” dolayı kaybetmemeli ve onların tüm hayatları boyunca kazanabileceği branşa özgü uzun dönem sporcu yetiştirme stratejilerini oluşturmalıyız.

Yazar:

İ. Ö. TÜRKALP


Dipnot:
Merak edenler için Michael Phelps’in çocukluğundan olimpiyat şampiyonluğuna uzanan serüveni anlatan bir sunum dosyasını sizler için paylaşıyorum.


REFERANSLAR:
1) Caner Açıkada,Tahir Hazır(2016). Uzun Süreli Sporcu Gelişim Programları: Hangi Bilimsel Temellere Oturuyor?

2) Cote J, Lidor R, Hackfort D. (2009). ISSP position stand:To sample or to specialize? Seven postulates about youth sportactivities that lead to continuedparticipation and eliteperformance. International Journal of Sport and Exercise Psychology, 7(1), 7–17.

3) Güllich A, ve Emrich, E. (2006). Evaluation of the support of young athletes in the elite sport system. European Journal for Sport and Society, 3(2), 85–108.

4) Bloom, BS. (1985). Developing talent in young people(Bloom, BS Ed.). New York: Ballentine Books.

5) Balyi I, Way R, Higgs C. (2013). Long-Term Athlete Development. Human Kinetics, Champaign, IL.

6) Law M, Cote J, Ericsson KA. (2007). Characteristics of expert development in rhythmic gymnastics: A retrospective study. International Journal of Sport and Exercise Psychology, 5, 82–103.

 

EKSTRA:
Sınıfa özgü yaş aralıklarını içeren Alman Yelken Olimpiyat sporcusu yetiştirme stratejisini  gösteren piramit şeması

 

0 comments

SPOR BİLİMLERİ’NDE 2018 YILININ EN BAŞARILI ÜNİVERSİTELERİ

Hatırlayacağınız üzere Spor Bilimleri alanında 2017  yılının en başarılı üniversitelerini sizler için derlemiştik. Shanhai Ranking sistemiyle yapılan “Global Ranking of Sport Science Schools and Departments 2017” sıralamasına göre en iyi 300 üniversiteden sonra 2018 yılının ilk değerlendirmeleri geçtiğimiz günlerde “CEOWORLD” dergisinde yer aldı. Sadece akademik başarının göz önünde bulundurulmadığı çalışmada , kurumlarda okuyan öğrencileri de doğrudan ilgilendirecek başarı kriterleri yer aldı. İşte Spor Bilimleri alınında “iyi” bir üniversitede eğitim almak isteyenler için en iyi üniversiteler ve bu üniversitelerin öğrencileri için artı özellikleri….

İLK 105 Üniversiteden başlayarak:

Bu Sıralama nasıl oluştu ?

Başarı kriteri olarak sadece akademik yayınların niteliği ve niceliği üzerinde durulmayan çalışmada, okullarda okuyan öğrencilerinde fayda gözetebileceği kriterler yer aldı. Okulun marka değeri ve akademik itibarın %20 ağırlıkla yer aldığı kriterlerde, geri kalan yüzde %60’lık kriter mezunlarının performansı üzerinden ölçüldü.
Mezunlarla ilgili şu önemli kriterler yer aldı:
İşe alım dönüşleri %20, iş verenlerinin geri bildirimleri %10 , iş bulma oranı %10 ,iş başvurularına uygunluk %10 , uzmanlaşma %10 olarak yer aldı.

 

Peki neden bu kadar mezunlar üstünde duruldu ?

Akademik sıralama çalışmalarda genellikle ilgili kurumda çalışan ve çalışanların üretkenlik ile ilgili oranları baz alınırken, paylaşmış olduğumuz çalışmamızda mezunlara bu denli atfedilen önem gözlerden kaçmadı. Peki bu denli yüksek bir başarı oranı neden mezunlardan gelmektedir ?


İyi Bir Üniversite için “Başarılı” Mezunlar

Bir eğitim programının en önemli ürünü yani çıktısı kuşkusuz o sistemden çıkan öğrencileri yani mezunlarıdır. Mezunlarının başarısıda doğrudan doğruya kuşkusuz o eğitim programını uygulayan üniversitenin başarısını göstermektedir. Yapılan çalışmada mezunların bu denli önemli bir gösterge olduğuna değinilerek araştırmanın metodolojinde söz konusu örneklem yakından incelenmiş.

 

Türkiye’den Üniversiteler yine sıralamada yer alamadı !

Yapılan nitelik sıralamasına göre geçmiş yıllarda olduğu üzere bu yılda da Türkiye’den herhangi bir Spor Bilimleri programına sahip üniversite sıralamaya giremedi. Küresel dünyada sporun tamamiyle bir bilim olarak görüldüğü ve profesyonelleştiği günümüzde kuşkusuz eğitim kalitesi bu rekabetçi ortamından kopmamak için en önemli unsur. Spor Bilimleri programları ülkemizde, nicel olarak fazla sayıda olmasına rağmen, neden nitelik konusunda sıralamaya giremediği konusunu önümüzdeki günlerde SBT olarak sizler için kaleme alacağız.

İşte En Başarılı üniversiteler ve listenin tamamı :

 

1.    Deakin University, School of Exercise and Nutrition Sciences

 

 

2.   Norwegian School of Sport Sciences Norwegian School of Sport Sciences


3. School of Human Movement and Nutrition Sciences , The University of Queensland


Geçmiş yılın(2017) dünya sıralamasını merak edenler burayı tıklayabilirler.

Referans:

1) http://ceoworld.biz/2018/01/11/worlds-best-universities-for-sports-science-in-2018/

SBT®

0 comments

GİYİLEBİLİR EGZERSİZ TEKNOLOJİLERİ

(Spor Bilimcisi Özgür Türkalp’in kaleminden)

Osmanlı Devleti’nden bu yana aklımızda kalan en önemli anahtar sözcülerden birisidir, ‘Sanayi Devrimi’ni Yakalamak’. Günümüz küreselleşen dünyasında sanayileşmenin çıktılarından olan ‘inovasyon’ yani yenilikleri yakalayamazsak 21. yüzyılda asla iddialı olamayız. Bu açıdan egzersiz alanında da yenilikleri takip etmek ve ilk olmak, rekabetçi bir piyasa içerisinde olmazsa olmazlardandır.

ACSM(American College of Sports Medicine)’nın son açıklamış olduğu ‘Top 20’ egzersiz trendleri içerisinde ilk sırayı ‘Giyilebilir egzersiz teknolojileri’ nin almasına da şaşırmamak lazım. Bilindiği üzere 2016 yılı Dünya Ekonomik Formu’nda da kabul gören 4.Sanayi Devrimi tezi ile artık tüm teknolojik yeniliklerin siber fiziksel sistemler ile iç içe olacağı ilan edildi. Aynı birinci sanayi deviminde de olduğu gibi siber fiziksel sistemlere ne kadar hızlı ayak uydurabilirsek o kadar var olabiliriz. Günümüz ‘Fitness’ sektörüne baktığımızda da bunun bir yansımasını görmemiz şaşırtıcı olmaz. Yeni ekipman, cihaz ve egzersiz trendlerine ayak uyduramayan her firma yok olmaya yani iflas etmeye mahkum gibi gözüküyor.

EGZERSİZ Mİ ANTRENMAN MI ?

Bir egzersizin antrenman olabilmesi için bilindiği üzere temelde ‘F.I.T.T.’ olarak kodlanmış bazı prensipleri bünyesinde barındırması gerekmektedir. Açıklamak gerekirse; Frequency(F) yani sıklık, egzersizi haftada kaç kere , hangi sıklıkla yaptığınızdır. Intensity(I) şiddet ; egzersizi kaç set, kaç tekrar yaptığınızdır. Time(T) ise süre, egzersiz için ayırdığınız zamandır. Type(T) egzersizin çeşiti, yani hangi antrenman yaklaşımını ve ne amaçla uyguladığınızdır.

Yukarıda bahsettiğimiz antrenman prensipleri temelde antrenmanın ölçülebilir olması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu açıdan günümüz antrenman yaklaşımları tamimiyle bunları tespit etmek ve hedeflere ulaşmak için teknolojinin antrenman içerisine yerleştirilmesi zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.

miha-bodytec-2

GİYİLEBİLİR ANTRENMAN TEKNOLOJİLERİ

Antrenmanlarda Elektromiyografi Cihazlarının Kullanımı

Günümüzün en önemli sorunlarından birisi kuşkusuz zaman problemi… Yoğun tempolu bir günün sonunda sağlık için de olsa kendimize zaman ayıramadığımız günlerimiz hepimizin olmuştur. Spora katılım ile ilgili yapılan çeşitli çalışmalarda; bireylerin spora başlayamamasında en önemli mazeret; zaman ayıramadıklarını beyan etmeleridir. Bu beyan kuşkusuz çoğu spor sektöründe olan firmaların da ilgisini çekmekte ve kısa sürede değişim vaat eden çözümler sunmaya zorlamaktadır.

Bilimsel alt yapısını ‘Elektromiyografi’ den alan antrenman yöntemleri; spor sektöründe şu aralar bu yaraya merhem olmuş gibi. Spora başlayan her birey kuşkusuz kısa zamanda sonuç almak ister. Bundandır ki firmalar bu konuya fena halde odaklanmış halde…Peki nedir bu piyasada EMS tabanlı verilen antrenman yöntemleri, gelin beraber konuyla ilgili bir makaleye göz atalım.

“İnsan organizmasında hücreler arası iletişim (neural network) elektrik akımları ile sağlanmaktadır. Bu akımlar mikro yada mili voltlar düzeyindedir. Bu voltajların gerek Merkezi Sinir Sistemi (MSS) ve gerekse periferal bölgelerde yorumlanıp anlamlandırılması insan hayatının açıklanması, kolaylaştırılması ve geliştirilmesi konusunda önemli ipuçları sağlamaktadır. Özellikle egzersiz yapan bireylerde gerek egzersizin sergilenişi sırasında gerekse egzersizin kronik etkilerinin ortaya çıkarılması konusunda elektro-fizyolojik yaklaşımlar önem kazanmaktadır. Sportif uygulamalar sırasında ise kaslarda oluşan elektriksel aktiviteleri ölçerek uygun yöntemlerle analiz edip, yorumlanması yeni yaklaşımlar arasında yer almaktadır.

Farklı spor branşlarına ait teknik becerilerin ve farklı egzersiz türlerinin insan organizması tarafından algılanıp, yorumlandığı bölüm MSS (Beyin)’dir. Egzersize veya herhangi bir sportif performansa oluşan cevap beyinden gönderilen bilgiler doğrultusunda periferde (kas) oluşan tepkileri içermekte ve bunun nasıl oluşturulduğunun incelenmesi büyük önem taşımaktadır. İnsanoğlunun yaptığı hareketlerin büyük çoğunluğu bilinçli olarak öğrenildikten sonra bu bilgilerin beynin bazal ganglionun’da otomatikleştiği bilinmektedir. Bununla birlikte, sportif etkinliklerde yanlış yönde otomatikleşmiş bir motor becerinin düzeltilmesi oldukça güçtür. Özellikle genç yaşlarda motor becerinin yeni öğrenildiği süreçte erken alınan önlemler bu problemi ortadan kaldırabilir. Bu yüzden, motor beceri gerektiren teknik oluşumların en iyi şekilde tanımlanması ve uygulama alanına aktarılması gerekir. Bu bağlamda, kullanılan en yaygın ve pratik yöntem yüzeyel elektromiyografi (sEMG) uygulamalarıdır.

miha-bodytec-fitandfiz

sEMG, uzun yıllar boyunca laboratuar araştırmalarında kullanılan bir araç olarak karşımıza çıkmasına rağmen, elektrik, elektronik, bilgisayar ve biyomedikal alanlarda teknolojinin de gelişmesiyle birlikte kinesiyoloji, rehabilitasyon, spor tıbbı, spor bilimleri ve birçok spor branşında farklı amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. Bu uygulamaların büyük çoğunluğunun temel amacı, kasların aktivasyon zamanlarını ölçmek, kasların kasılma profillerini tanımlamak ve kas kasılmasının fiziksel yükünü ve yorgunluk oluşumunu tanımlamak için kullanılmaktadır.

sEMG spor bilimlerinde tek başına ölçüm aracı olarak kullanıldığı gibi, görüntü analizi, kuvvet platformu, izokinetik dinamometre vb. cihazlardan alınan bilgileri destekleyici unsur olarak da kullanılmaktadır.”

 

EGZERSİZ ÖLÇÜM TEKNOLOJİLERİ:

shutterstock_184393751-1000x423

TELEMETRİK KALP ATIM MONİTÖRÜ (TKAM)

Saat formatında olan:

Bir egzersizin en temel ölçülebilir kriteri kalp atım hızıdır. Kalp atım hızını takip etmek; antrenman şiddetinin ortaya konulması açısından elzemdir. Bu hususta çok farklı küresel ölçekli firmalar Telemetrik Kalp Atım Monitörü(TKAM) dediğimiz genelde saat şeklinde olan cihazları geliştirmişlerdir. Bu cihazlar, bir sensör yardımıyla kalbin üstüne bir kayış aracılığıyla sabitlenip, kalp atım hızını kaydetmesi için kullanılmaktadır. Ayrıca kaydedilen verilerin saatlere aktarılıp görüntülenmesiyle de kalp atım hızı anlık olarak takip edilebilmektedir. Günümüzde tüm sporcular kendilerine verilen kalp atım hızı aralıklarına göre antrenmanlarını yapmaktadırlar.

smarty-ring

Yüzük formatında olan:

Saat formatında dizayn edilen TKAM’lar kalp atım hızını kalp üzerinden ölçerken; teknolojinin akıllı cihazları daha da küçültmesiyle artık yüzük formatında üretilen telemetriler ortaya çıkmıştır. Söz konusu telemetriler verileri; yüzüğün takıldığı parmak üzerindeki damarların atımından ölçerek elde etmektedir. Kalp üzerinden direk ölçümleme hata payını azaltsa da pratik olması yönünden ilerleyen günlerde akıllı yüzüklerin yaygınlaşacağını düşünmemek elde bile değildir…

map-my-run

GPS TEKNOLOJİLERİ

Antrenman prensiplerinden bahsederken şiddet üzerinde durmuştuk. Literatür’de karşımıza Volume(Hacim) olarak da çıkan diğer bir prensipte; koşu temelli sporlarda kuşkusuz ne kadar mesafe kat ettiğimizdir. Özellikle açık alanda ortaya konan sporlarda –futbol, kayak, yelken gibi- mesafe önemli ve takip edilmesi gereken bir parametredir. Günümüzde özellikle antrene atletlerin olmazsa olmaz ekipmanları arasında yer olan GPS, yani Küresel Konumlama Sistemi dünyamızın yörüngesindeki uydular aracılığıyla koordinatlarımızda yaptığımız değişiklikleri kaydetmektedir. Bu değişiklikler bize işaretli zaman aralıklarındaki yer değiştirmemiz üzerinden koşu mesafemizi verir. Bu mesafe, bir antrenmanın temelde hacminin ölçülmesi açısından olmazsa olmazlardandır. Aynı zamanda da mesafenin arttırılması veya azaltılması antrenmanın şiddetini de kuşkusuz etkileyecektir.

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

BREATH BY BREATH SYSTEM ( Soluk alıp-verme Takip Sistemleri )

cosmed-k4b2_390x500
Bir egzersiz esnasında alınan hava ve verilen karbondioksit miktarını bilmek önemli midir sizce ? Başlangıçta bilimsel bir deneyin ortasında gibi hissetseniz de günümüzde ‘Spor Bilimi’ açısından bunu bilmemiz önemli hale gelmiştir. Bir sporcunun antrenman düzeyinin ortaya konması ve üzerinden enerji metabolizmasını yorumlamanıza kadar önemli bilgileri içlerinde barındırırlar. Literatürde RER denilen solunum değişim oranı üzerinden egzersiz metabolizmasını yorumlayan bir çok çalışma vardır. Kuşkusuz bu çalışmalar günümüz elit sporcularının günden güne derecelere meydan okuyan birer şövalye olmalarında kritik önem taşır.

 

 

 

BU SİSTEMLER NEDEN GEREKLİDİR ?
Sporcularımızın eksik ve güçlü yanlarını bilmemiz çok önemlidir. Subjektif gözlemlerden uzak, bilimsel tabanlı tespitler ancak ve ancak mükemmel olan reçeteleri ortaya çıkartarak; sporcularımızı her geçen gün derecelere meydan okuyan atletlere dönüştürecektir. Bu meydan okumaların her geçen gün insan fizyolojisinin sınırlarını zorlamasının tek anahtarı ise yapılan bilimsel çalışmaların ve spesifik teknolojilerin sporcular üzerinde kılavuzlayıcı bir rol üstlenmesi ve geliştirilmesidir.

 

Referanslar:
Spor Bilimlerinde Elektrografi Kullanımı, A. O. Cerrah,2009

Derleyen Yazar:

İ. Ö. TÜRKALP

 

 

 

0 comments

 

SPOR PAZARLAMASI VE SPOR SPONSORLUĞU

Yazarlar: Barış Özgüneş – Samet Arı

 

ÖZET 

Spor pazarlaması, pazarlamanın bir dalı olarak ortaya çıkmıştır ve ilk kez Advertising Age Magazin 1978 de söylenmiştir. Spor pazarlaması çok geniş kapsamlı olup kulüp bazında ve bireysel bazda pazarlama alanına girmiştir. Bir çok kulüp ve markalar gelirlerini spor alanındaki pazarlamadan kazanmaktalar. Gelirlerini arttırmak isteyen kulüpler organizasyonlar ,reklamlar , turnuvalar düzenleyerek kulüp gelirlerini arttırıcı ve tanıcı aktivitelere yönelmişlerdir. Kulüpler yıldız sporcu transferleriyle hem seyirci hem de forma satışlarından gelir sağlamaktadırlar. Spor pazarlaması bu noktada kulüplere büyük avantajlar sağlamıştır. Bireysel branşlarda tenis, golf, Formula 1 gibi branşlarda ortaya çıkan yıldızlar ve bunların kullandıkları malzemelerin satışından yüksek miktarlarda gelirler sağlanmaktadır.

Yaptığımız çalışmada spor pazarının neleri kapsadığı, pazarın dinamikleri, piyasaya yön veren etkenleri açıkladık. Ana ürünlerin yanında yan ürünlerinde gelir olarak sunulduğu piyasada milyar dolarlık gelirler sağlanmaktadır. Sporun olduğu ve ilgi alakanın üst düzey olduğu durumlarda sponsorluk aracılığıyla da bir çok sporcu ve spor kulüpleri yüksek gelirler elde edip bu pazarda yerlerini bulmuşlardır.

Anahtar kelimeler: sporda pazarlama, pazarlama, kulüpler,

 

GİRİŞ 

Günümüz insanlarının yaşantısında iş ve ev hayatlarındaki doluluk, hızlı yaşam temposundan spora vakit ayıramadıkları aşikardır. Spor pazarında bulunan şirketler bunun farkına varmış sporu gerek tv, gerek reklamlarda kullanarak spor ihtiyacına algı oluşturmuşlardır. Çok yoğun tempoda çalışan insanlar bu yaşam tarzından biraz olsun uzaklaşmak, rahatlamak , stresten uzak olmak için spora yönelmişlerdir. Spor malzemelerinin satışları aldıkları ayakkabının yanında ona uygun çorap üretimleri spor pazarlamasının çok geniş alanlara yayılacağını göstermiştir. Futbol kulüpleri forma, eşortman, şapka ,kaşkol, bere, eldiven, bayrak gibi bir çok ürünün satışından çok büyük gelirler elde etmişlerdir. Büyük kulüpler yıldız oyuncular transfer edip seyircilerin gelmesinden kaynaklı tribün gelirleri elde etmişlerdir. Bireysel başarılı sporcular sponsorluk anlaşmasından kaynaklı yüksek gelirler elde edip ona sponsor olan firmanın tanıtım ve reklam filmlerinde rol alıp sporcunun hayranlarından da gelir sağlamasının önü açılmıştır.

Dünyaca ünlü firmalar büyük spor organizasyonlarına sponsor olarak reklam ve tanıtım çalışmalarını farklı boyutlara taşımışlardır. Spor pazarlamasının her alana girebileceği ve çok fazla kitleye çok kısa sürede ulaşılabileceği anlaşılmıştır. Spor pazarlamasının bu geniş kitleye ulaşabilmesi eşsiz bir rekabet ortamını doğurmuştur. Pastanın büyük olduğu bu pazarda en büyük payı almaya çalışan şirketler daha iyisini yapabilme arzusunda bulunmuştur. Yaptığımız çalışmada bu pazarın genişliği ve paydaları nelerdir bunlara değinilmeye çalışılmıştır.

 

1. SPOR PAZARLAMASI NEDİR 

Genel pazarlama tanımlarından yararlanarak yapılan spor pazarlaması; günümüzde, “spor tüketicilerinin ihtiyaç ve isteklerini karşılık vermek amacıyla mal ve hizmet değişim sürecini yürüten tüm faaliyetleri içermektedir” şeklinde tanımlanmaktadır (Ekmekçi,2010:25). Spor faaliyetleri göz önüne alındığında kitle iletişim araçları ve iletişimde kullanılan araçlarında yardımıyla katılımcılara ulaşmanın kolaylaşması spor faaliyetlerine yönelimin artmasına neden olmuştur (İşler ve Tüfekçi,2014:107-120).

Bu durumda spor pazarlama faaliyeti 2 aşamadan oluşmaktadır. Birincisi spor faaliyetinin , ürün ve hizmetlerin pazarlanması spor ve mal hizmetlerinin tüketiciye sunulması. İkinci aşaması ise sporun tutundurma aracı olması ve diğer endüstriyel mal ve hizmet pazarlamasıdır (İşler ve Tüfekçi,2014:107-120).

2. SPOR PAZARLAMASI KAVRAMI 

Spor pazarlaması, pazarlama alanının içinde yeni bir kavram olarak bilinse de yıllardır spor pazarlaması yapılmakta yada aracı olarak kullanılmaktadır. Ancak spor pazarlaması kavramı ilk kez 1978 yılında Advertising Age Magazin tarafından kullanılmıştır. Dergi bu kavramı tüketici faaliyetlerini ve endüstriyel ürünleri ve hizmet pazarlamasında giderek artan bir tanıtım aracı olan sporun kullanılmasını tarif etmek amacıyla kullanmıştır (Ekmekçi,2010:25).

Türkiye’de ise 8-9 Nisan 1991 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen“Sporda Marketing Semineri’’nde konuşulmaya başlanmıştır (http://www.sporbilim.com). 4-5 Aralık 2006 tarihinde düzenlenen Türk Sporu Sponsoruyla buluşuyorgibibüyükbirorganizasyonla,federasyonların pazarlamaya verdikleri önemi artırmaya başlamaları, sponsorluk yasasının çıkması, spor pazarlaması ile ilgili yayınların ortaya çıkmasını sağlamıştır(Altınbaş,2007:94).

Sponsorluk anlaşması hem şirketler hem de organizasyonlar için büyük önem kazanmıştır. Bu anlaşmalarda kazan-kazan iki taraflı kazanç vardır. Buna kısmi ortaklık da denmiştir. Sponsorluk bütçelerinde yine büyük payın sporun olması bu pazarın gelişmesine katkı sağlamıştır. (Altınbaş,2007:94).

Spor branşları, haberleri, spor uzmanları hayatın her anında tüketicinin karşısına çıkmakta ve talep görmektedir. Bu özelliğini özellikle bazı branşlarda ticarileşmenin katkısını da alarak daha geniş kitlelere taşımıştır. Birbirine bağlı sektörel etkileşimin gücünü de katarak büyük ölçekli bir endüstri haline dönüşmüştür (Altınbaş,2007:94).Bunun sonucu pazarlama iletişimindeki payı son yıllarda dünya genelinde artış göstermiştir.

 

3. SPOR PAZARLAMASI İÇİN PAZARLAMA BİLEŞENLERİ 

Spor pazarlama bileşenleri şu şekilde sıralayabiliriz: (Altınbaş,2007:95).

* Ürün (product),

* Yer (Place),

* Fiyat (Price),

* Promosyon (Promotion)

* Halkla ilişkiler (PublicRelations)

Spor pazarlamacıları fiziksel ürünler ve materyalleri sıklıkla piyasaya sunarlar (tişörtler, hatıra malzemeleri,merchandising vb.). İzleyicilerin bir kısmı takımlarına duygusal olarak bağlanırlar hatta fanatik hale gelebilirler. Takımlarıyla özdeşleşmek amacıyla logo, üniforma vb. lisanslı ürünleri satın alırlar (Altınbaş,2007:95).

Ürünlerin üretimi, satışa, çıkması, promosyonu ve tutundurulması halkla ilişkileri iletişim araçları ile entegre hale gelmiştir. Kötü ürün iyi reklam şirketlerin batmasının nedenlerindendir. Ürünün kaliteli çıkması pazarlama kavramlarında çok önemlidir. Ürünlerin dizaynı logoları tüketiciye farklı mesajlarda vermekte farklı duygular göndermektedir(Altınbaş,2007:95).

Spor organizasyonlarında kar amacı güden ve kar amacı gütmeyen diye çalışmalar yapılmıştır.Kar amacı güden organizasyonlar açısında pazarlama stratejileri tüketicinin arzu istek ve beğenilerine göre belirleniyor. Burada kurgu tamamen kar amacı gütmekte reklamlar, sunumlar bu doğrultuda yapılmaktadır. Kar amacı gütmeyen organizasyonlar ise bu pazarların dışında kalıp sosyal pazarlama kategorisinde yer almaktadır.Ancak; artan rekabet ortamında ülkelerin sosyal pazarlama alanında faaliyet gösterenkuruluşların insanlara spor yapma alışkanlıklarını kazandırmada kar amacı güden kuruluşların izlediği yolu benimsemesi gerekmektedir. Bu sayede kısa vadeli kar yerine bunu daha uzun zamana yayabilirler.Spor pazarlaması dünyada çok ileri gitmişken Türkiye bu konuda emekle çağında denebilir. Kitle iletişim araçlarının artması ve büyük kitlelere kısa zamanda ulaşılabilmesi bu sektörü büyük bir endüstri haline getirmiştir (Bozkurt ve Kartal,2005:24).

4. SPOR ENDÜSTRİSİ BÖLÜMLENDİRME MODELİ 

spor-endistrisu

5. SPOR PAZARLAMASININ KAPSAMI 

Spor ürünleri ve hizmetlerinin pazarlanarak spor tüketicilerine doğrudan ulaştırılmasıdır.(Süper lig, Türkiye kupası turnuvalar vb..) Endüstriyel ürünlerin ve diğer

tüketim ürünlerinin pazarlanmasında sporun tanıtım aracı olarak kullanılmasıdır(sprite reklamında basketbolun kullanılması) (Ekmekçi,2010:26)..

Bunlarla birlikte çeşitli iş sektörlerinin spora yatırım yapması spor olaylarını desteklemesi (sponsorluk) kazanç sağlamaktan çok itibar ve saygınlık , imaj kazanarak toplumsal olaylarda kültürel etkinliklerde söz sahibi olmak içinde spor pazarlamasının içerisinde yer almak istiyorlar.

Spor pazarlamasında spor ürünleri haricinde zayıflamak, fit olmak, kondisyon ve fitnes malzemeleri de bulunmaktadır. Spor pazarlaması tanımlarından da anlaşılacağı gibi bir çok pazar ve alana girmektedir. Spor ürün ve malzemelerini tüketiciye sunma ve ulaştırma aşamasında bir çok sektörle iş birliği mevcut. Bu kapsama spor pazarlamasını ele alacak olursak basit gibi görünse de oldukça karmaşık bir yapı ve geniş bir alana sahiptir (Ekmekçi,2010:27).

6. SPOR TÜKETİMİ 

Spor tüketimi kavramı, spor ile ilgili oyunları, resmi işleri, izleme, dinleme, okuma ve koleksiyon yapma gibi birçok konuyu kapsar . Spor pazarlamasında spor tüketici davranışları bireyin davranışlarının alt bölümünü oluşturur. Tüketici davranışlarında varsayımlar ve özellikler önemlidir. (Ekmekçi,2010:28).

2000 yılı itibari ile 200 milyar dolar civarında olduğu, bu rakamın sporun ilişkili olduğu diğer alanların katılması ile beraber 500 milyar dolara çıktığı söylenmektedir. Özellikle Avrupa’da spor, futbol ile özdeşleşmiş ve mevcut rakamsal büyüklüğün neredeyse % 60’ını futbol tek başına karşılamaktadır. İngiltere’de futbol sektörünün 2000 yılı tahmini büyüklüğü 30 milyar dolar civarındadır. Avrupa futbol sektöründeki ilk 5 ülkede ise (İngiltere, İtalya, İspanya, Almanya ve Fransa) rakamlar toplamı yine aynı yıl 100 milyar doların üstündedir (Ekmekçi,2010:28).

Sporda tüketiciler iki ana grup altında sınıflanmaktadır.

* spor yapmak amacıyla spor faaliyetlerine katılan kişiler

* sporu seyreden kişilerdir (İşler ve Tüfekçi,2014:107-120).

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre %81 oranında kişinin hem basketbol seyircisi hem de bu sporu yapan kişilerden oluştuğu ortaya çıkmıştır. Aynı ilişki üniversite basketbol seyircileri için geçerli değildir. Araştırmaya göre kolej basketbolunu hem yapan hem de seyredenlerin oranı %43’tür.

Hem profesyonel basketbol seyircisi olup aynı zamanda kolej basketbol seyircisi olanların (ortak seyirci grubu) oranı ise %36’dır; (İşler ve Tüfekçi,2014:107-120).

7. SPOR PAZARLAMASI VE MOTİVASYON 

Motivasyon, kısaca insanı çalışmaya sevk etmek, çalışmak için bireyi harekete geçirmek ve isteklendirmek anlamına gelmektedir. Motivasyonu “kişilerin belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere kendi arzu ve istekleri ile davranmaları” seklinde de tanımlamak mümkündür (Koçel, 2003’ten aktaran Soyer ve diğerleri, 2010: 227).

İnsanoğlu öğrenir, hatırlar, düşünür, ihtiyaç duyar ve ister. Acıktığında yiyecek ihtiyacını, susadığında su ihtiyacını, başkaları tarafından kabul görme ihtiyacını, başarılı olma ihtiyacını karşılamak üzere harekete geçer ve bu hedeflerine ulaşmak için davranışlarda bulunur. Psikolojide istekler ve ihtiyaçlar motivasyon başlığı altında incelenir (Arkonaç, 1998’den aktaran Soyer ve diğerleri, 2010: 227).

Sporda motivasyonu incelerken, sporun biyolojik ve sosyal yönünü de bilmek faydalı olur. Kişilerin önemli bir gereksinimi de harekettir. Bu gereksinim spor faaliyetleri sayesinde karşılanabilmekte ve organizmada olumlu yönde gelişmeler olmaktadır. Yine spor, sosyal ve ekonomik nitelikler kazanmış ve büyük kitlelere hitap etmeye başlamıştır. Spor toplumsal bir kurum haline gelmiş ve spora ilgi günden güne artmıştır. Bu durum spordaki motivasyonu da etkilemiş ve bu kavram psikolojik yönü dışında sosyal ve biyolojik boyutlarda kazanmıştır (Başer, 1998’den aktaran Soyer ve diğerleri 2010: 229).

Toplumda sporun yaygınlaşmasında lider rol oynayan ve insanlara küçük yaştan itibaren yaşam boyu spor alışkanlığı kazandırma misyonu olan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin meslek dışı yaşamlarında da sportif aktivitelere katılarak yaşam kalitelerini ve doyumlarını arttırmaları toplumda bir rol model oluşturmaları açısından da önem kazanmaktadır (Lapa ve diğerleri, 2012: 54).

Spor kulüplerinin dikkat etmesi gereken önemli noktalardan birisi gelir kaynaklarıdır. Hızla büyüyen spor pazarında kulüpler, rakiplerinin önüne geçebilmek için sahip oldukları gelir kaynaklarını arttırmak zorundadırlar (Torlak, Okara ve Doğan, 2014). Genel olarak futbol kulüplerinin gelirleri bilet satışı, lisanslı ürünler (ticari ürünler), sponsorluk, ulusal ve uluslar arası naklen yayın ve borsa faaliyetlerinden elde edilen gelirlerden oluşmaktadır (Güngör, 2014’ten 2010’dan aktaran Giray ve Girişken, 2015: 120).

Bu gelirlerin artırılması veya futbol kulüplerinin başarıya ulaşması spor ürünlerinin tüketicisi olan taraftar sayısını ve onların ilgi seviyelerini arttırmaktan geçmektedir. Spor kulüplerinin başarıya ulaşması; hedef kitlenin tanımlanmasına, anlaşılmasına, eksikliği belirlenen ihtiyaç ve isteklerini karşılayacak doğru bir pazarlama önerisinin oluşturulmasına ve son aşamada doğru bir marka konumlandırmasına bağlı olacaktır (Salman ve Giray, 2010’dan aktaran Giray ve Girişken, 2015: 120).

Hedef kitlenin kulüpler tarafından tanımlanması onların davranışları arkasındaki güdülerin tespit edilmesi ile mümkün olacaktır. Taraftarların kulüple olan ilişkisinin yoğunluğu onları harekete geçiren güdüler ile bağlantılıdır. Bu noktada, taraftarların motivasyon faktörlerinin tespiti, onların kulüple olan bağını belirleyecektir (Giray ve Girişken, 2015: 120).

8. SPORDA MARKALAŞMA 

Sporda markalaşma önemli olup bununla ilgili araştırmalar yapılmıştır. 1180 İsrailli basketbol sever üzerinde yapılan araştırmada duygusal ,teorik, bilişsel marka değerleri üzerinde durulmuş kulüp gelirlerinde sunulmasında içsel bağlılık sağlanmış ve bunun dışa dönük yatırımlara dönüştürülmesi spor kitlesiyle bağ oluşturulması üzerinde durulmuştur.(Virontis, 2015: 520)

Spor kulüpleri markalaşma sürecine girdiklerinde bununla doğru orantılı olarak sportif başarılar artacak , kulübün forma , ayakkabı teçhizatındaki markanın prestijine de yansıyacaktır.Buna bağlı olarak, marka iletişimi açısından spor kulübü ile sponsor firma bağıntısını kurmak olası bir görünüm vermektedir. Markalaşan kulüplerin gelirlerini daha çok

arttırdığı kaçınılmaz bir gerçek olup Avrupa da bu gelirleri en çok alan kulüpler Avrupa‘nın en büyük 5 ligidir (Ustakara, 2016: 20).

9. TERCİH EDİLEN SPOR BRANŞLARI

 

tablo

 

18 Şubat ve 2 Mart 2007 tarihlerinde Beko Basketbol Ligine ait Konya’da yapılan iki basketbol karşılaşmasında toplam 380 kişi üzerinde yapılan anket uygulaması ile spor karşılaşmalarını izleyen bireylerin izledikleri karşılaşma ve branşla ilgili değerlendirmeleri alınmıştır(Altunbaş,2008:97).

Burada izleyicilerin yani spor tüketicilerinin spora ilgi düzeyleri araştırılmıştır.(Altunbaş,2008:95-101).

sports-marketing1

10. SPOR PAZARLAMASININ BOYUTLARI VE TÜKETİCİSİ

* Lisanslı Ürün

Taraftarlar

* Sponsorluk

Seyirciler, Taraftarlar

* Yayın Hakkı

İletişim Ortamı Örgütleri, Seyirciler, Taraftarlar

* Spor Alanları

Stadyum Hizmeti Tüketicileri, Taraftarlar

* Spor Organizasyonları ,

Kulüpler,Seyirciler, Taraftarlar

* Herkes için Spor Programları

Spor İşletmeleri, Kulüpler, Spora İlgili Olan Herkes (Seraslan, 2009: 11).

10.1. Spor Sponsorluğunun Türleri 

10.1.1. Spor Elemanları Sponsorluğu 

10.1.2. Bireysel Sporcuların Sponsorluğu 

Spor figürleri uzun zamandır Birleşik Devletler ve dünyada oldukça gözdedir. Gençlerde, özellikle genç erkeklerde ünlü sporcuları model alma eğilimi bu ilginin doğal bir sonucu olabilir. Farklı spor dallarında başarılı olan sporcuların ulusal veya uluslar arası

tanınmışlığı ve onlara duyulan güven, sporla doğrudan ilgili olsun ya da olmasın birçok şirket ürününün pazarlanmasında kullanılmaktadır (Yıldız ve arkadaşları; 2007’den aktaran Ulu; 2011: 19).

Yapmakta olduğu spor dalında başarılı olan, daha önce o spor dalında başarılı olmuş veya başarıya sahip olabilecek bireylerin finansal olarak desteklenmesiyle bu spor sponsorluğu türü yapılmaktadır. Bireysel sponsorlukta temel amaç firmaların hedeflerine ulaşmasını sağlamaktır. Bunun yanı sıra bireysel sponsorluk toplumla daha kolay iletişim kurmak amacına da hizmet etmektedir (Baş; 2008’den aktaran Ulu; 2011: 19).

 

10.1.3. Antrenörlerin ve Teknik Direktörlerin Sponsorluğu 

Sponsor olunan antrenör veya teknik direktör sponsor kuruluşun isminin veya logosunun yer aldığı kıyafetleriyle müsabaka öncesinde veya müsabaka sonrasında yapacağı basın toplantısında yer alması, müsabaka esnasındaki görüntülerde yer alması, sponsor firma için imza günü, yemek, kokteyl gibi sosyal faaliyetlere katılarak, medyada yer alabilir ve firmanın isminin veya logosunun tanınırlığına katkıda bulunabilir (Ulu; 2011: 20).

10.1.4. Hakemlerin Sponsorluğu 

Spor olaylarında yer alan, görevi, kuralların uygulanması ve adaletin eşit şekilde dağıtılmasını sağlamak olan hakemler de sponsor firmalar tarafından iletişim amaçlı kullanılmaktadır. Ünlü İtalyan hakem Collina buna örnek gösterilebilir. Adil bir hakem olarak beğenilmesi, ilginç fiziği ve sempatikliği sayesinde sadece kendi ülkesinde ve Avrupa’da değil bizim ülkemizde de sevilen bir futbol adamıdır (Keskin; 2005’den aktaran Ulu; 2011: 20).

 

10.2. Spor Kuruluşları Sponsorluğu 

10.2.1. Sporla İlgili Kamu Kuruluşlarının Sponsorluğu 

Bu tür sponsorluk faaliyetinin sonunda, mali sıkıntı içinde hizmet üretememe noktasına gelen kamu kuruluşları yeni bir tesisi hizmete geçirerek veya yarım kalan tesisleri tamamlayarak halkın kullanımına sunması, diğer taraftan özel şirketler, firmalar her yaptıkları yatırımların TV ve basında yer almasıyla reklâmını gerçekleştirmesi hem de firma adına topluma sosyal fayda sağlayarak hedef kitlesinin sempatisini kazanması söz konusudur. Buna bir nevi sosyal sorumluluk çalışması da diyebiliriz (Keskin; 2005’den aktaran Ulu; 2011: 21).

10.3. Spor Federasyonlarının Sponsorluğu 

10.3.1. Spor Takımlarının Sponsorluğu 

Bir firmanın bir takıma sponsor olması, firmanın o takımı finansal olarak desteklemesi demektir. Karşı icraat olarak ise takımlar, takım üzerinden firmalara çeşitli iletişim olanakları sunmaktadır (Tınaz; 2008’den aktaran Ulu; 2011: 21).

10.4. Spor Yayınları Sponsorluğu 

10.4.1. TV Spor Programları Sponsorluğu 

Günümüzde firmalar bir taraftan reklam harcamalarını arttırırken diğer taraftan da ürünlerinin tanıtımı için uygun TV programlarına sponsor olmaktadır. Firmalar böylece tüketicileriyle farklı bir kanaldan da iletişim kurabilme imkânı bulmaktadır (Soyer 2002’den aktaran Ulu; 2011: 22).

10.4.2. Gazete Dergi vb. Spor Yayınlarının Sponsorluğu 

Spor yayınlarının sponsorluğu, çıkarılan yayınların aynı veya nakdi olarak desteklenmesini veya yayınların belli sayfalarının sponsor firmaya tahsis edilmesini kapsamaktadır (Keskin 2005’den aktaran Ulu; 2011: 23).

10.4.3. Spor Tesisleri Sponsorluğu 

Spor tesisleri, spor araç-gereçleri sponsorluğu, spor tesisinin yapımı, onarımı, ve tesisin kondisyon salonunun donanımına yönelik sponsorluk yatırımlarını kapsamaktadır. Genel olarak, yapılan destekler sonucunda tesise, kondisyon salonuna sponsorun ismi veya logosu verilerek sponsorluk gerçekleştirilmektedir (Soyer, 2002’den aktaran Ulu; 2011: 23).

10.4.4. Spor Organizasyonları Sponsorluğu 

Spor olayları veya organizasyonu sponsorluğu, toplumda iyi bir izlenim bırakmak ve ürün farklılığı yaratmak için firmalara önemli fırsatlar sunmaktadır. En az sporcu veya takım sponsorluğu kadar önemlidir. Spor olayları veya organizasyonları olmaksızın yarışmaları düzenlemek ve bu yarışlarda müsabaka yapan sporcularla veya takımlarla buluşmak mümkün olmayabilir. Özellikle olimpiyatlarda birçok spor dalında takım veya sporcu düzeyinde sponsorlukların varlığı dikkat çekmektedir (Keskin 2005’den aktaran Ulu; 2011: 24).

10.4.5. Spor Sponsorluğunun Gelişme Nedenleri 

Günümüzde spor, insanların hayatında gittikçe büyük bir yere sahip olmaya başlamıştır. Spor, insanların kitleler halinde iletişim kurdukları bir yaşantı biçimdir. Sadece televizyon değil, radyo, gazete ve dergiler büyük, küçük tüm spor olaylarını halka iletmektedir.

Giderek daha çok firmanın spor sponsorluğunu keşfetmesinin pek çok sebebi vardır. Boş zaman faaliyetlerindeki artış ve bireylerin boş zamanlarında daha çok kendilerini geliştirmeye ve bulmaya yönelmeleri, sporun toplum içindeki yerini sağlamlaştırmıştır.

Eğlenceli, sosyal ve bilinçli, aynı zamanda da sağlığına dikkat ederek yaşamayı seçen her birey için spor, en iyi boş zaman faaliyetidir. Ayrıca, her zaman aktif olarak spor yapmak da gerekmez. Stadyumda veya evde televizyon başında pasif olarak da sporla ilgilenilebilir (Yaral; 1998’den aktaran Ulu; 2011: 25).

Başarı motivasyonu (güdüsü), Murray tarafından bir işi ustaca yapma, mükemmel olarak başarma, engellerin üstesinden gelme, diğerlerinden daha iyi yapma olarak tanımlanmıştır. Gill’ de ise başarı güdülenmesi, başarısızlığa direnme, bir görevi başarmak için uğraşma, belirsiz durumlar arama olarak tanımlanmıştır (Gill; 1986’dan aktaran Aktaş ve diğerleri; 2006: 56).

11. SPOR PAZARLAMASININ KENTLERE ETKİSİ 

Spor organizasyonları ve hizmetlerin tüketicisine ulaştırılması birçok ülkede genellikle kamu hizmeti olarak yürütülmektedir (İşler ve Tüfekçi,2014:107-120).

Spor pazarlaması kapsamında yer alan spor organizasyonları ile konaklama tesisleri, yiyecek-içecek işletmeleri, müsabakaların gerçekleştirildiği etkinlik alanları, yöre halkının misafirperverliği, müsabakaların düzenlendiği yerdeki genel fiyat düzeyleri ve spor tüketicisinin genel memnuniyeti ele alınmaktadır (Karabıyık ve İnci, 2012:4)

Spor organizasyonları geçmiş zamanlarda yüksek maliyetler olarak görülüp ülkeler tarafından çok fazla rağbet görmüyorlardı. Fakat son yıllarda ülkeler birbirleriyle yarışır duruma geldiler.Çünkü önemli boyuttaki organizasyonlar ülkelerin altyapı, üst yapı, turizm tesisleri, ekonomik gelişimleri, tanıtımları için önemli bir fırsat oluşturmaktadır. Bu sebeple bu tarz organizasyonları izlemek için bir çok ülkeden insanlar izlemek için buralara geliyorlar. Bu organizasyonlar küresel boyutta da çok fazla önem kazanmıştır.(Güçer,2014:150)

1980 li yıllara kadar bu organizasyonların ülkelere maliyeti çok yüksekti. Örneğin 1976 Münih Olimpiyat Oyunlarında ortaya çıkan maliyet 692 milyar sterlin. 1984 yılında Los Angeles Olimpiyat Oyunları 215 milyon sterlin getiri ile birlikte ekonomik kayıptan ziyade ciddi birer ekonomik getiri kaynağı oluşturmuştur. İngiltere’de gerçekleştirilen Euro 96 müsabakalarının getirileri incelendiğinde, 280.000 müsabaka seyircisi, ziyaretçisi veya

gazetecisinin 120 milyon sterlin harcama yaptığı ve bu getirinin önemli bir gelir kaynağı olduğu söylenmiştir. (Güçer,2014:150)

Bern şehrine bir milyondan fazla turist gelmiş ve 261 tane ekstra uçuş gerçekleşmiştir. Organizasyon ile ilgili alınan sağlık tedbirleri neticesinde 30 tane tam teşekküllü ambulans sadece Bern şehrinde kullanılmış ve 662 tane ambulans çağrısı olmuştur. Çağrıyı yapanların% 62‟si İsviçreli, % 28‟i Hollandalı ve geri kalanı da diğer ülkelerdendir. Spor pazarlamasının sağlık sektörüne olan katkısı buradan anlaşılmaktadır (Güçer,2014:150).

12. SPOR PAZARLAMASINDA ÜNLÜ SPORCU KULLANIMI 

Bir çok sporcu çok büyük şöhretlere ulaşıyorlar ve bir çok markanın yüzü olma aşamasında önemli rol alıyorlar. Maradona gibi dünya yıldızı olmuş kişiler özel hayatları ve yaşam tarzları yüzünden bu tarz aktivitelerde görev alamıyorlar. Bunun nedeni holding mantığıyla yönetilen şirketlerin ve kullandıkları yıldızlarında bu tarz yaklaşımlarını beklemekte olmalarıdır. Her sporcunun bu şekilde olaya bakarak kalitesini üst düzeyde tutmak gibi bir sorumluluğu var. Örneğin David Beckham bir çok sosyal sorumluluk projesinde yer alıp birçok organizasyonda bulunmuştur. Binlerce sporcu arasından zirveye çıkmak zordur ama zirvede kalmak kalite ve verimliliğe bağlıdır(Çavuşoğlu,2011:169).

 

SONUÇ 

Spor pazarlaması çok farklı sektörlerle dirsek temasında olan pazarlamanın her alanında kendisine yer bulacak bir yapıya sahiptir. Bu pazarı iyi okuyabilen kuruluşlar bu pazarın nimetlerinden en çok yararlananlardır. İletişim araçlarının gelişmesi pazarlama işini daha da kolaylaştırdı. Televizyonlar, cep telefonları, sosyal medya, sanal alem bu pazarın en büyük destekçisi olmuştur. Günümüzde yapılan spor organizasyonları tribün seyircisi haricinde milyarlarca insana ulaşmaktadır. Kısa süreli reklamlar için kuruluşlar milyonlarca doları hiç düşünmeden bu organizasyonlara yatırabiliyor. Spor organizasyonları sadece spora katkı sağlamakla kalmayıp turizm, sağlık, ulaşım, tekstil gibi bir çok alanda da gelir sağlamaktadır.

Dünya çapında milyonlarca forma satışı yapan kulüpler bu gelirlerden çok daha iyi sporcuları transfer edebiliyorlar.Barcelona , Real Madrid gibi dünyaca ünlü kulüplerin maçlarını izlemek için dünyanın dört bir yanından seyirciler bu kentlere akın etmektedirler. Bu takımlar yaptıkları yıldız oyuncu transferleri sayesinde bu sporcuların ücretlerini sponsorlardan karşılayabiliyorlar. Maçlar tvlerde yayınlandığında da ekstra gelir sağlamaktadırlar. Bu maçlara gidenler bayrak, kaşkol, forma aldıkları için buralardan da ekstra gelir sağlıyorlar. Bu durum gösteriyor ki doğru yapılan spor pazarlaması her koldan gelir sağlayabilmektedir.

Spor endüstrisi içerisinde, ekstrem spor malzemelerisektöründe Amerika Birleşik Devletleri en büyük11. endüstriye, Kanada ise en büyük 10. Endüstriyesahiptir. Bu iki ülkede çocukların, gençlerin ve ailelerinintüketimi ülke ekonomilerinde büyük etkiyesahiptir. 2000 yılında ABD’de spormalzemelerinin alımında, elbise ve sportif giysilerdenkazanılan gelir 69.5 milyar dolar’dır16. Kanada’da spor giysisi, ayakkabı ve ekipman harcaması1996’da 4.36 milyar dolar iken 2001 yılına gelindiğinde bu oran 6.3 milyar Kanada Dolar’ına kadarulaşmıştır.(Şimşek,2010:23)

Sponsorluk yasasıyla beraber son yıllarda basketbol ve voleybol maçları da ülkemizde televizyonlardan izlenebilmektedir. Bu sayede seyirci sayılarında artış olmuş kulüplerin gelir kaynaklarını arttırmıştır. Bu sayede daha kaliteli spor müsabakaları ve daha çok spordan zevk almalar başlamıştır.

Sporda markalaşmayı başarmak bu sektöre daha çok katkı sağlayacaktır. Spordaki kalite ancak markalaşma yoluyla yükseltilebilir. Marka olmuş sporcular sporun pazarlamasının da en önemli etkeni olmuşlardır. Örneğin Mıchael Jordan basketbolu bırakmasına rağmen adına üretilen ürünler halen çok fazla satılmaktadır. Bir çok yıldız sporcu adına üretilen ürünler istenen satışları yakalayamazken doğru pazarlama stratejilerini uygulayanlar o spor dalı ile uğraşmasa da satışları halen yapılabilmektedir. Türkiye’de yeni bir alan olan spor pazarlaması istenen seviyede olmasa da bununla ilgili çalışmaların hızlanması,gerekirse devlet teşvikinin sağlanması gereklidir. Daha çok spor merkezleri açılıp insanları spora teşvik etmeliyiz ki spor pazarlaması ülkemizde cazip bir alan olsun. Spor sektöründeki gelişmeler önümüzdeki yıllarda daha iyi yerlerde olacaktır.

 

KAYNAKÇA 

* Altunbaş, H. (2007) Sporun Pazarlaması ve Pazarlama İletişiminde Spor. Selçuk İletişim,(93-101)

* Altunbaş ,H.(2007) Sporun Pazarlaması ve Pazarlama İletişimde Spor,(94)

* Altunbaş,H.(2008) Pazarlama İletişimi ve Basketbol Pazarlaması Basketbol Seyircisi Üzerine Bir Araştırma.

* AKTAŞ, Z., ÇOBANOĞLU, G. YAZICILAR, İ., ER, N. (2006). Profesyonel Basketbolcularda Spora Özgü Başarı Motivasyon Düzeyinin Cinsiyetler Açısından Karşılaştırılması. Spormetre Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, IV (2), sayfa: 55-59

* Bozkurt, H. ve Kartal, R.(2008) Niğde Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi (2)2008,Spor Pazarlamasında Halkla İlişkiler ve Sponsorluk İlişkisi

* Ekmekçi, R.(2009) Pamukkale University School of Sport Sciences and Technolog, Pamukkale Journal of Sport Sciences,(23-30)

* GİRAY, C., GİRİŞKEN, Y. (2015). Taraftar Motivasyon Faktörlerinin Davranışsal Sadakat Üzerindeki Etkisi: Fenerbahçe Spor Kulübü Örneği. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 11, Yıl: 11, Sayı: 2

* Güçer,E.(2014) ULUSLARARASI SPOR ORGANİZASYONLARININ ETKİLERİ: 2013 MERSİN XVII. AKDENİZ OYUNLARI’NA YÖNELİK BİR UYGULAMA (150)

* İşler, D. ve Tüfekçi, Ö.(2014) Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi

* KARABIYIK, N. ve B. S. İnci, (2012), “Destinasyon Pazarlamasında Pazarlama Stratejisi ve Konumlandırma Çalışmalarına Kavramsal Yaklaşım”. İstanbul Journal of Social Sciences, Summer (1), 1-19.

* LAPA,T. Y., AĞYAR, E., BAHADIR, Z. ( 2012). Yaşam Tatmini, Serbest Zaman Motivasyonu, Serbest Zaman Katılımı: Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenleri Üzerine Bir İnceleme (Kayseri İli Örneği). Spormetre Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi. (2) , sayfa: 53-59

* SOYER, F., CAN, Y., GÜVEN, H., HERGÜNER, G., BAYANSALDUZ, M., TETİK, B. (2010). Sporculardaki Başarı Motivasyonu ile Takım Birlikteliği Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Uluslar arası İnsan Bilimleri Dergisi, Cilt: 7, Sayı: 1

* Şimşek,K.Y.(2010) Dünya Spor Endüstrisinde Ekstrem Sporların Gelişimi ve Yeri(23)

* Virontis,D.(2015) Contemporary sport club branding:Empirical findings on basketball and value-based conceptual constructs

* Çavuşoğlu,S.B.(2011) SPOR PAZARLAMASINDA ÜNLÜ SPORCU KULLANIMI(169)

* ULU, E. (2011). Kentsel Alanda Spor Sponsorluğunun Tüketici Davranışları Üzerindeki Etkisi (Konya Örneği). Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Spor Yöneticiliği Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. Konya

* Ustakara, F. (2016) SPOR KULÜPLERİ VE MARKA: İLETİŞİM FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİ ÖRNEĞİNDE BİR ARAŞTIRMA (20)

0 comments

Spor Bilimleri literatüründe yetişkin bir erkekte üç ayrı vücut tipi belirlemiştir:

  • Endomorf
  • Mezomorf
  • Ektomorf

Kendi vücut tipinizi tanımak egzersiz ve beslenme programı uygulamak için olmazsa olmazlardandır. Daha verimli ve iyi bir vücut gelişimi için beslenmenizi de kas geliştirme programınızla birlikte vücut tipinize göre düzenleyebilirsiniz.

Endomorf Vücut Tipi

Endomorf vücut tipine sahip olan bir kişi doğal olarak bir vücut hacmine sahiptir. Tıknaz bir yapı, kısa kol ve bacaklara sahiptirler. Uzuvlarının kısa olması sebebiyle kısa boylu olabilirler.Yavaş metabolizması sebebiyle yağ oranını artırmaya ve kilo almaya eğilimli bir yapıya müsaittir. Erkeklerdeki genel fizyolojik özelliğe göre; öncelikle karın bölgesi ve bacaklar etkilenir. Sonuç olarak, vücudunu uyumlu bir hale getirmek ve kilosunu dengelemek için iki kat çaba sarf etmesi gerekmektedir.

Mezomorf Vücut Tipi

Mezomorf vücut tipine sahip bir kişinin özellikleri şu şekildedir:
Geniş bir vücut, gelişmiş kas ve eklemler uzun kemik yapıları… Bu vücut tipine sahip olanlar kas geliştirmeye daha müsaittir, fizikleri doğal olarak dikkat çekicidir. Güçlü kemik yapısına, kare bir yüz ve omuzlara, geniş bir gövdeye ve dar kalçalara sahiptir. Kilo problemi yoktur veya önemsizdir, kilo aldığında ise metabolik tüketim hızından dolayı çabuk verebilirler.

Ektomorf Vücut Tipi

Ektomorf vücut tipi, ince uzun bir siluet, ince ve uzun bir kemik yapısı ile karakteristik olarak kendisini belli eder. Genelde zayıf ve uzun bir fiziğe, ince eklemlere ve dar bir göğüs kafesine sahiptir. Bu vücut tipinin hızlı metabolik özelliğinden dolayı çok az yağ depolar. Bu yüzden de genellikle kilo almada ve kas kütlesini artırmada güçlük yaşarlar.

 

white

0 comments

Postür Analizi

Postür, vücudumuzun her bir kısmının pozisyonu ve dizilimi olduğu için, vücudun doğru şekilde durmasında hayatı önem taşımaktadır.

 devamı

0 comments

Psikolojik Açıdan Denizcilik ve Yelkencilik Sporları

Başta psikanalitik kökenli düşünürler Sigmund Freud, Alfred Adler ve Carl Gustav Jung olmak üzere, hemen her kuramcının insan kişiliğinin doğası üzerinde fikir birliğine vardıkları bir nokta vardır: Kişilik gelişiminde çocukluk yaşantılarının rolü çok önemlidir ve çocukluk yaşantılarının bıraktığı izler kolay kolay silinemez. İnsan kişiliğinin dinamiği ve motivasyonel ögeleri de çocuklukta olan bitenlerin satır aralarında saklıdır; yani her ne yapıp-ediyorsak, bir zamanlar yapıp-ettiklerimizdendir. Bu döngüsellik içerisinde şüphesiz büyük önem arz eden birçok başlık vardır ve bunların en kritikleri olduğunu düşündüğüm iki tanesine değinmek istiyorum: Sorumluluk ve özgüven.
 devamı

0 comments

Hakemlerin kararlarını etkileyen Fizyolojik ve Mental faktörler;

Hakemlerin kararlarını etkileyen bazı fizyolojik faktörler 1986 Dünya kupasındaki incelemeler neticesinde gündeme geldi. Çeyrek final ve sonrasında oynanan 16 müsabakada hakemler 2167 karar vermişlerdir. Bunun anlamı da dakikada 1.6 karar yani her 40 saniyede 1 karardır! Diğer bir deyiş ile rahatlamanız için hiç zamanınız olmadığıdır. (Şubat 2001’de Antalya’da gerçekleştirilen FIFA hakemleri seminerinde, 2000 Avrupa Futbol Şampiyonasında yapılan son araştırmalara göre, bir hakemin dakikada en az 2-3 karar verdiği ve bunun sadece çalınan düdükleri değil aynı zamanda hakemin kafasında pozisyonlara dair verdiği kararları da kapsadığı belirtilmiştir. Bunun anlamı üst düzey bir maçta bir FIFA hakeminin 90 dakikada en az 270 karar verdiğidir.)

 devamı

error: Content is protected !!